Güzellik Algımız Toplum Tarafından Mı Belirlenir

Kimilerinin güzelliğin algılanmasını salt medyanın ya da toplumun sosyal inşası olarak olarak görerek güzelliğin göreceli olduğunu iddia etmeleri, yahut da güzelliğe dair var olan normları kolayca yıkabileciklerini düşünmeleri bana epey saçma geliyor.

Öncelikle güzelliğin salt sosyal inşa olmadığını, birbirinden sosyal ve ekonomik anlamda çok farklı olan kültürlerde güzelliğe dair aynı algıların yer aldığını biliyoruz. Mesela sivilcenin ya da yara berenin varlığı, güçlü olmayan saç ve dişler evrensel olarak güzel algılanmıyor. Keza bel-kalça oranının düşük olması kadınları daha çekici kılıyor. Simetrik yüzler bize daha çekici geliyor. Fakir toplumlarda biraz daha kilolu kadınlar daha çekici bulunuyor, ama hiçbir toplumda obez insanlar çekici değil.

Bu algımızın içgüdüsel temelleri var. 2-3 aylık bebekler üzerinde yapılan bir çalışma bebeklerin çekici yüzlere daha uzun süre baktığını göstermiş. (1) Başka bir araştırmada 12 aylık bebeklerin çekici maskelere sahip kişilere daha uzun süre baktığı gösterilmiş. (2) Bunların hepsinin basit bir evrimsel açıklaması var aslında. Güzelliğe dair algımız sağlıkla, üreme kabiliyetiyle ve güzelliğin kişideki sosyoekonomik implikasyonlarıyla direkt bağlantısı var. Sivilce ya da yara berenin olması, kişilerin saç ve dişlerinin güçsüz olması onların sağlıksız olduğunu imliyor. Sağlıklı kadınların bel kalça oranları 0.67-0.80 arasında. Diyabet, hipertansiyon, kalp problemleri vs. yağ dağılımını etkileyerek bu oranın yüksek olmasına sebep oluyor. Ayrıca bel-kalça oranı kadının üreme kabiliyetinin bir göstergesi. Vücuttaki asimetriler yaralanmaların ve çeşitli hastalıkların göstergesi. Fakir toplumlarda kadınların daha kilolu olması, o kadınların sosyoekonomik seviyesinin daha üst olduğuna dair bize bilgi veriyor.

Biz güzellik algısına dair epey güçlü içgüdülere sahibiz. Bu içgüdülerimiz milyonlarca yıllık evrimimizin bir ürünü. Dolayısıyla öyle kolayca görmezden gelip şekillendirebileceğimiz şeyler değil. İnsanlardan kimi güzellik algılarını değiştirmelerini talep etmek ıspanak yerken şeker tadı almalarını istemekten pek de farklı değil aslında.

(1) Berscheid, E., & Walster E. (1974) Physical Attractiveness

(2) Langlois, J.H (1987) Infant preferences for attractive faces


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Schopenhauer'in Aşk Hakkındaki Görüşleri Üzerine

Fikir Özgürlüğünün Sınırları

Mizah Nedir?