Fikir Özgürlüğünün Sınırları

Bu yazımda fikir özgürlüğünün olup olmaması gerektiğini tartışacağım. Direkt bir olay üzerinden gitmeyeceğim. Öncelikle tartışmayı yürütebilmek için sahip olmamız gereken ortak değerler olması gerekiyor. Özgürlük ne kadar arzu edilebilirdir, doğuştan sahip olduğumuz bir hak mıdır yoksa sonradan kazanılan bir hak mıdır? Bu sorulara yanıt vermeden yapılan tartışmalar verimsiz oluyor. Özgürlüğü en temel değer olarak gören bir liberal ile bunu yarardan ya da eşitlikten sonra ikincil olarak gören, yahut da değersiz olduğunu söyleyen birinin en başta sahip oldukları önkabulleri değiştirmeden sonuca varmaları çok zor. Veya özgürlüğü temel değer olarak gören biri ile onu insanların sonradan kazandığı bir hak olarak gören birisi için de tartışma sonuca vardırması zor olacaktır. Eğer kişi özgürlüğü herkesi doğuştan sahip olduğu bir hak olarak görmüyorsa fikir özgürlüğünün zarar doğurmasının mümkün olduğu durumda fikir özgürlüğü engellenebilir önermesine atlaması epey kolay olacaktır. Doğuştan getirdiğimiz hak olduğuna inanan birisi de elbette kimi durumlarda engellenmesi gerektiğini savunabilir zira doğuştan sahip olunan her hak engellenemez değildir. Mesela kişiler dilediği gibi seyahat etmekte özgürdürler fakat suç işleyen birini hapse atarak cezalandırırız, böylece hakkını elinden almış oluruz.

Özgürlüğü insanların elinden almanın çeşitli sakıncaları mevcut. Öncelikle birincil yahut ikincil, üçüncül olarak görülse de fikir özgürlüğünü bir hak olarak kabul eden birisi için bu hakkın engellenmesi bir ihlal olacaktır. İkinci olarak, özgürlüğün engellenmesi dogmatizme yol açma tehlikesi taşır. Yasakladığımız fikir tamamen zırva bile olsa o fikir engellendiğinde karşıt fikirler düşünüp tartılarak kabul edilmiş değil dogma olarak kabul edilmiş olacaktır. Bu durumda da bu fikirlerin gerçek değeri asla anlaşılamayacaktır. Üçüncüsü eğer yasaklanan fikir doğruluk payına sahipse -ki çoğu zaman fikirler tamamen yanlış ya da doğru değildir- fikirleri yasaklayarak doğruyu bulma yolunda zarar uğramış oluruz. Dördüncüsü, fikir özgürlüğünün engellenmesi kaygan zemine çok açıktır. Çeşitli fikirleri zararlı addedip bunları yasaklamak ortaya bir sınır koymayı gerektirir fakat bu sınırı çizmek epey zordur. Fikirleri engellemeye başladığımızda bir aşamada artık her fikir çeşitli bahanelerle yasaklanmaya başlayabilir.

İlki ile başlayabiliriz. Bu argüman için ben sonuç alınabileceğini sanmıyorum. En başta yarar, eşitlik, ya da özgürlükten birini ilk sırada tercih etmek için herkesi ikna edebilecek güçlü bir argüman olduğunu sanmıyorum. Burada geçmiş yaşantı ve tecrübelerimizin epey etkisi var. Bunlar bizim üstteki üç değere atadığımız makuliyet direkt belirleyicisi bence. Bu sıralamamıza göre argümanımızın makuliyet derecesi değişiyor. İkincisi ve üçüncüsünü güçlü olarak görüyorum fakat doğrudan fikir özgürlüğünün engellenmemesi lehine sonuca ulaştıracağını düşünmüyorum. Neden olmadığını fikir özgürlüğü aleyhine argümanları sunarken belirteceğim. Dördüncü argümanı yetersiz görüyorum. Çünkü bir eylemin kaygan zemine sebep olabilecek olması onu direkt yanlış yapmıyor. Çizgiyi tam çekemeyecek olmamız hiç ayrım yapmayacağımız anlamına gelmiyor. Zencilerin düşük bir ırk olduğunu söyleyen ve onların bu yüzden yok edilmeleri gerektiğini iddia eden birinin kötü olduğu barizdir. Kimi durumlarda bu muğlak hale gelebilir, fakat en azından teorik olarak fikir özgürlüğünün hiçbir durumda engellenemeyeceğini bu argüman ile savunanlar için geçerli bir argüman olacaktır.

Şimdi de aleyhine argümanları inceleyelim: En temel eleştiri fikir özgürlüğünün büyük zararlara yol açabileceği. Açıkça bir grubun yok edilmesi gerektiğini söyleyen birinin fikir özgürlüğünü engellemezsek taraftar toplayıp gerçekten katliam yapabilir. Direkt katliam yapacağını söylemesin fakat başa geçtiğinde herkesin özgürlüğünü engelleyeceğini söyleyen bir grup olsun. Bu grubun özgürlüğünü engellemezsek başa geçtiğinde başta özgürlükten biraz feragat etmediğimiz için özgürlüğümüzün tamamını kaybedebiliriz. Bunlara dair karşı cepheden şunlar söylenebilir: "Onlar fikirlerini sunuyorlarsa siz de karşı argümanlarınızı sunup halkı ikna edin. Onların fikri yanlışsa kolayca halkı kendi fikrinize ikna edebilirsiniz." Buradaki problem halkın rasyonellikten uzak olması. Halkın fikirlerini argümanların makuliyetlerinden ziyade güçlü retorikler değiştiriyor. Kötü niyetli mükemmel bir hatip halkı kolayca kendi tarafına çekebiliyor. En büyük örneğini Nazi döneminde gördük. Hitler, en ahlaksız, zırva fikirleri bile iyi hatipliği sayesinde halka yedirdi. Yine karşı cepheden şöyle bir eleştiri getirilebilir: Fikirlerin engellenmesi fikirleri engellenen kötü insanların fikirlerinin daha da popülerleşmesine sebep olabilir. Tabu olanın ilgi uyandırması gibi. Bu bana kalırsa epey bağlama bağlı bir durum. Kimi fikirler için geçerli olabilir elbette fakat örneğin Atatürk'ün tarikatlara karşı tavrını karşı örnek olarak sunabiliriz. CHP döneminde seslerini çıkaramayan ve güçlenemeyen Nakşibendilerin fikirlerini özgür bıraktığımız şu dönemde yönetimde önemi konumlara gelmesi buna bir örnek olarak verilebilir. Karşıt örnek de bulunabilir muhakkak, bunu duruma göre değerlendirmeliyiz.

Velhasıl, fikir özgürlüğü lehine kimi argümanların güçlü olduğunu düşünmekle beraber aleyhindeki argümanın da basite indirgenmemesi gerektiğini, kimi bağlamlarda haklılık payı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden teorik olarak fikir özgürlüğü her koşulda serbest olmalıdır fikrine katılmıyorum.

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Schopenhauer'in Aşk Hakkındaki Görüşleri Üzerine

Mizah Nedir?